MARKA HAKKINA TECAVÜZ HALLERİ

 OCAK 2012

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (“556 Sayılı KHK”) m. 61 vd. marka hakkına tecavüz hallerini düzenlemektedir.

Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller ve Ceza Hükümleri

556 Sayılı KHK m. 61’de marka hakkına tecavüz halleri sayılmıştır. Anılan madde uyarınca aşağıda sayılan haller marka hakkına tecavüz sayılacaktır.

i) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı marka tescilinden doğan hakları düzenleyen 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak,
ii) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak,
iii) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak,
iv) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Ceza hükümleri 556 sayılı KHK m. 61/A’da düzenlenmektedir. Buna göre, başkasına ait marka hakkına tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Marka koruması olan eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan kaldıran kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde satmak, devretmek, kiralamak veya rehnetmek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Yukarıda sayılan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Yukarıda sayılan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.
Yukarıdaki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Marka Sahibinin Talepleri

556 sayılı KHK m. 62 uyarınca marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
i) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması,
ii) Tecavüzün giderilmesi ve meydana gelen zararların tazmini,
iii) Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulması,
iv) Yukarıdaki fıkra (iii) uyarınca el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması; bu durumda, söz konusu ürünlerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değer, kabul edilen tazminatı aştığı zaman, marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir,
v) Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle yukarıdaki fıkra (iii) uyarınca el koyulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası,
vi) Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması.

556 sayılı KHK m. 63, marka sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemeyi düzenlemektedir. Marka sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgâhının olduğu veya suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerdeki mahkemedir.
Davacının Türkiye’de ikamet etmemesi halinde, yetkili mahkeme, sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmiş ise, Enstitünün merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

Üçüncü kişiler tarafından marka başvurusu veya marka sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının ikametgâhının bulunduğu yerdeki mahkemedir. Marka başvurusu veya marka sahibinin Türkiye’de ikamet etmemesi halinde, yetkili mahkeme, sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmiş ise, Enstitünün merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Birden fazla mahkemenin yetkili olduğu durumda, yetkili mahkeme, ilk davanın açıldığı mahkemedir.

Genel Hükümler

556 sayılı KHK m. 64, tazminata ilişkin bir hükümdür. Anılan madde uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden veya ticari amaçla elde bulunduran kişi, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Taklit markayı herhangi bir şekilde kullanmakta olan kişi, marka sahibinin markanın varlığından ve tecavüzden kendisini haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasını talep etmesi halinde veya kullanmanın kusurlu bir davranış teşkil etmesi halinde, sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

556 sayılı KHK m. 65, tecavüzü kanıtlayan belgeleri düzenlemektedir. Buna göre, marka sahibi, markanın kendi izni olmaksızın taklit edilerek kullanılması sonucunda uğramış olduğu zarar miktarının belirlenmesi için tazminat yükümlüsünden markanın kullanılması ile ilgili belgeleri vermesini talep edebilir.

556 sayılı KHK m. 66 uyarınca, marka sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybın değerini değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı da kapsar. Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı ve çeşidi gibi etkenler göz önünde tutulur.

Marka üzerinde tasarruf yetkisi olan kişi, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, 556 sayılı KHK m. 66’da belirtilen değerlendirme usullerinden birini seçmişse; mahkeme, ürünün satışında markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğu kanaatine vardığı takdirde, kazancın hesaplanmasında makul bir payın daha eklenmesine karar verir. Markanın ilgili ürüne ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğunun kabul edilebilmesi için, ilgili ürüne olan talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olduğunun anlaşılmış olması gerekir.

556 sayılı KHK m. 68 uyarınca, marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, marka itibarı zarara uğrarsa, marka sahibi, bu nedenle, ayrıca tazminat isteyebilir.

556 sayılı KHK m. 69’a göre, marka sahibi, sebep olduğu zarardan dolayı marka sahibine tazminat ödemiş olan kişi tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kullanan kişilere karşı, “Marka Hakkına Tecavüz Durumları” başlıklı 8. kısımda yer alan davaları açamaz.

556 sayılı KHK m. 70, marka hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, zamanaşımı süresi için, Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağını belirtmektedir.

556 sayılı KHK m. 71 uyarınca, KHK’da öngörülen davalarda görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Enstitünün KHK hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Enstitünün kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Enstitü aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara ihtisas mahkemeleridir.
556 sayılı KHK m. 72, dava sonucunda haklı çıkan tarafın, haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini talep etmek hakkına sahip olduğunu ifade etmektedir.

İlanın şekli ve kapsamı kararda tespit edilecektir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşecektir.

Sonuç

556 sayılı KHK m. 61 vd. marka hakkına tecavüze ilişkin hükümleri düzenlemektedir. Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin Mahkeme’ye başvurması mümkündür. Marka hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümleri geçerli olup, 556 sayılı KHK’da öngörülen davalarda görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir.