Hukuk-Postasi-2016

166 HUKUK POSTASI 2016 Hakem heyetinin kararını takiben, Davalı ADR Kuralları m. 5(1) uyarınca görüşmelerin tamamlanmadığını öne sürerek Mahkemeye başvurdu ve kararın iptalini talep etti. Davalı Mahkemeden hakem heyetinin yetkili olduğunun ratione temporis reddini veya tahkim sü- recinin durdurulmasını talep etti. Davacı ise Davalının uyuşmazlık çözüm maddesine dayanarak bu yönde bir iddiada bulunmasının hakkın kötüye kullanması olduğunu öne sürdü. Karar Mahkeme tarafların uyuşmazlığı uzlaşma eliyle çözme yolundaki girişimini ve tahkimin ön şartı olan bu koşulun yerine gelip gelmedi- ğini inceledi. Bu doğrultuda Mahkeme Davalının hakemlerin yetkili oldukla- rına ilişkin verdikleri kararın iptal başvurusunu kabul etti. Öncelikle Mahkeme tarafların üzerinde anlaştığı uyuşmazlık çözüm yönteminin türünü değerlendirdi. Tarafların uzlaşma yöntemi üzerinde anlaş- tıklarını ortaya koyduktan sonra Mahkeme ADR Kuralları m. 5(1) kapsamında öngörülen görüşmelerin yerine getirilip getirilmediğini değerlendirdi. ADR Kuralları m. 6(1)(b) uyarınca uzlaşma süreci taraflardan birinin uzlaştırıcıya yazılı olarak m.5(1)’de öngörülen görüşmelerin tamamlanmasını takiben alternatif uyuşmazlık yöntemine devam et- mek istemediklerini bildirmesiyle sona erer. Bu madde kapsamında m.5(1)’de öngörülen görüşmeler tamamlanmadıkça taraflardan hiç biri uzlaşma sürecini sona erdiremez. Mahkeme her ne kadar taraflar ve uzlaştırıcı arasında yazışmalar olduğunu belirtse de, fiziki bir toplantıda veya telekonferans veya vi- deo konferans aracılığıyla karşılıklı görüşlerin ADR Kuralları m. 5’de düzenlenen şartın yerine gelmesini sağlayacak şekilde aktarılmadığını vurguladı. Mahkeme aynı zamanda Davalının hakem heyetinin yetkisine karşı ileri sürdüğü itirazı hakkın kötüye kullanılması açısından da değerlendirdi. Bu çerçevede Mahkeme 6 Haziran 2007 tarihli ve

RkJQdWJsaXNoZXIy NTk2OTI2