Hukuk-Postasi-2016
257 BORÇLAR HUKUKU Gelecekteki Olgularda Yanılma Temelde Yanılma Oluşturur mu?* Doç. Dr. H. Murat Develioğlu Giriş Bilindiği üzere, irade serbestisi prensibine dayanan Türk Borç- lar Kanunu’nun (“TBK”) 30. maddesi uyarınca sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz. Sözleşme ile bağlı olmama durumu aslında, yanılan tarafın inisiyatifindedir. Dilerse sözleşmeyi onayarak veya yanılmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl itibaren sessiz kalarak sözleşmenin geçersiz olmasını engeller; dilerse de anılan süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını karşı tarafa bildir- mek suretiyle sözleşmeyi iptal edebilir. TBK m. 30’da yanılmanın esaslı olması belirtilmiş, 31. maddede ise hangi hallerin esaslı yanılma teşkil edeceği sayılmıştır. Bunlar, “ söz- leşmenin niteliğinde yanılma (b.1)”, “konuda yanılma (b.2)”, “sözleş- menin tarafında yanılma (b.3)”, “sözleşme yapılırken kimliği gözönüne alınan kişide yanılma (b.4)” ve “miktarda yanılma (b. 5)” dır. TBK m. 31 ise, öncelikle saikte – yani sözleşme yapma arzusu- nun oluşmasında – yanılmanın prensip olarak esaslı yanılma olamaya- cağını belirttikten sonra; bazı hallerde ise, saikte yanılmanın temelde yanılma oluşturacağını ve yanılan tarafın sözleşmeyi iptal etme hakkı olduğu belirtilmiştir. Aşağıda öncelikle temelde yanılma kavramına değinilecek, daha sonra, bu yazının başlığına uygun olarak, gelecekteki olgularda yanıl- manın temelde yanılma oluşturup oluşturamayacağı tartışılacaktır. * Ekim 2016 tarihli Makale
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTk2OTI2