Hukuk-Postasi-2016
258 HUKUK POSTASI 2016 Temelde Yanılma Yukarıda da belirttiğimiz üzere, saikte yanılma – kural olarak – yanılma ile ilgili hükümlerin uygulanması sonucunu oluşturmaz. An- cak, TBK m. 32’deki şartlar gerçekleşince, yanılan tarafın sözleşmeyi iptal hakkı doğar. Anılan hüküm şöyledir: “Saikte yanılma, esaslı yanılma sayılmaz. Yanılanın, yanıl- dığı saiki sözleşmenin temeli sayması ve bunun da iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması hâlinde yanılma esas- lı sayılır. Ancak bu durumun karşı tarafça da bilinebilir olması gerekir.” Bu hüküm uyarınca, doktrinde de kabul edildiği üzere, saikte yanılmanın etkili olabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi aranır 1 : • Bir tarafın sözleşme yapma arzusunun oluşmasına etki yapan bir hususta yanılmış olması gerekir. • Yanılma konusu husus, yanılan bakımından sözleşmeyi yap- ması için bir condictio sine qua non teşkil etmelidir. • Yanılma konusu saik, karşı tarafça bilinebilir olmalıdır. • İş hayatındaki dürüstlük kuralları uyarınca yanılmanın söz- leşmenin geçerliliğini etkilemesi haklı kabul edilmelidir. Örnek olarak, belli bir ile atandığı düşüncesi ile orada ev kira- layan bir kişinin aslında başka bir ile atandığını fark etmesi halinde ilk kira sözleşmesini yanılma hükümleri uyarınca iptal edebileceği – yukarıdaki şartlar karşılandığı ölçüde – kabul edilebilir. Yanılmaya sebep oluşturan olgunun geçmişe veya şimdiye ilişkin olması mümkündür. Geleceğe ilişkin öngörüde yanılmanın ise gerçek- te bir yanılma teşkil edip etmeyeceği tartışmalıdır. Yukarıda verilen bir örneği ele alırsak, belli bir ile atandığı için orda ev kiralayan bir kişinin atandığı ilin sonradan değişmesi halinde yanılma teşkil edip etmeyeceği bu tartışmada varılacak sonuca bağlı olacaktır. Aşağıda, bu konuda, doktrinde yer alan düşüncelere değinilecektir. 1 Kemal Oğuzman/Turgut Öz , Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt: 1, İstan- bul 2014, s. 101 vd.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTk2OTI2