HUKUKU-POSTASI-2017
250 HUKUK POSTASI 2017 Satış Sözleşmelerinde Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğu* Av. Fırat Coşkun Ticari satışlarda en sık karşılaşılan problemlerden biri de satışa konu mallarda karşılaşılan ayıplar sonucu tarafların hak ve yüküm- lülüklerinin belirlenmesidir. Her ne kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”), 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’ndan farklı olarak bu konuda yenilikler getirmişse de, getirilen değişiklikler bir devrim niteliğinde değildir. Başta İskandinav ülkeleri olmak üzere, Hollanda ve Almanya gibi diğer birçok Avrupa ülkesi kendi yerel mevzuatlarını Viyana Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Anlaşması (“CISG”) hükümleri paralelinde ciddi yenilikler getirerek regüle etti. Ayrıca bu gibi satış sözleşmelerinde meydana gelebilecek uyuşmazlıkların çözümünün ortak bir yapıda ve düzende sonuca vardırılması ve mümkense potansiyel birçok sorunun da önüne geçilmesi adına ciddi yol kat ettiler. Bu makalede 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve TBK hükümleri uyarınca ticari satışlarda meydana gelen ayıplar neticesiyle tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi ele alınmaktadır. Ayıbın Tanımı ve Hukuki Niteliği Öncelikle satıcının ayıptan sorumluluğu, TBK m. 219 – 231 hü- kümleri arasında düzenlenir. Kanun ışığında, ayıbı; satılanın, hasarın alıcıya geçtiği anda alıcıya bildirdikleri nitelikleri taşımaması veya satılandan beklenen yararları azaltan ya da kaldıran eksiklikler bulun- ması olarak tanımlayabiliriz. CISG m. 35/2/a uyarınca, satılan ve alıcıya teslim edilen malla- rın, aynı türden malların mutat olarak tahsis edildiği kullanım amacına * Ekim 2017 tarihli Makale
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MjUzNjE=