HUKUKU-POSTASI-2017
366 HUKUK POSTASI 2017 uçma hakkına sahiptir. Chicago Sözleşmesinde bu konuda açık hüküm olmamakla beraber, 2. madde hükmünün mefhumu muhalifinden bu sonucu çıkartabiliyoruz. Bu açıklamalar ışığında makalemizin konusunu oluşturan “Tek Avrupa Hava Sahası”nın ne anlam ifade ettiğini daha kolay anlayabi- liriz. Avrupa Hava Sahası, yıllık 800 milyon olan yolcu kapasitesiyle ekonomik açıdan büyük bir potansiyel teşkil etmektedir. Avrupa Bir- liği (“AB”) de bu potansiyelden yararlanmak adına Tek Avrupa Hava Sahası hayali için çalışmalarına devam etmektedir. Avrupa havacılık sektörü, 400’ün üzerinde havalimanını, 60’tan fazla hava trafik hizmet sağlayıcısını ve 150’nin üzerinde havayolu şirketini barındıran ve milyonlarca insana istihdam olanağı sağlayan dev bir sektördür. Avrupa Birliği de yolcu kapasitesiyle büyük bir potansiyele sahip olan hava trafiğinden doğru ve verimli bir şekilde yararlanma niyetindedir. AB, bu amaçla üye ülkelerin elinde bulunan bazı yetki ve sorumluluklarını 2009 yılında devralmıştır. O tarihten bu yana kıta çapında hava trafiği yönetimini reforme etme hedefiyle birtakım çalışmalar yürüten AB’nin, Tek Avrupa Hava Sahası ideali; uçuşların havalimanlarına göre değil, uçakların izlediği rotaya göre organize edilmesini, ayrıca hava trafiği operasyonlarının en güvenli, ekonomik ve çevreci planlar dâhilinde yapılmasını kapsamaktadır. Kısacası bu proje, Avrupa hava sahasının birleştirilmesinin yanı sıra, uçuş seferlerinde rötarların azaltılması, güvenlik standartlarının artı- rılması, uçakların çevreye olan zararının asgari düzeye indirilmesi ve hizmet hükümleri ile ilgili giderlerin azaltılmasını hedeflemektedir. Yeknesak bir Avrupa hava sahasının oluşturulmasına ancak 1990’lı yıllardan sonra başlanabilmiştir. Projenin temellerinin atılma- sına bu kadar geç başlanmasının iki esaslı nedeni olduğu düşünülmek- tedir. Bunların; üye ülkelerin yetki devri konusunda isteksizliği ve bu kapsamda çelişen ve farklılaşan ulusal çıkarlar olduğu söylenebilir. Avrupa çapında havacılık sektörüne ilişkin ilk kapsamlı hukuki dü- zenlemeler, “Maastricht Antlaşması’nın” da imzalandığı 1992’de üç yönergenin yayımlanması ile başlamıştır. Ancak söz konusu düzenle- meler, havacılık sektörünün artan problemlerini karşılayacak nitelikte olamamıştır. Maastricht Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte AB’de, havacılık sektörüyle ilgili yeni kararlar alınamamıştır. Bu
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MjUzNjE=