ERDEM-HUKUK-POSTASI-TR-2018-metin
378 HUKUK POSTASI 2018 “ Sadakat yükümlülüğü sadece eşe ait olduğundan ve yansıma yoluyla da tazminat istenemeyeceğinden birleşen dosya davacısının isteminin tümden reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Davalı karşı davacının doğrudan davacıların bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik huku - ka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Kanun’da yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği ki - şiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir. 6098 Sayılı TBK’nın müteselsil sorumluluğa dair hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Davalı - karşı davacı zararın meydana gel - mesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumlulu - ğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir. Açıklanan nedenlerle, TBK’nın 58. maddesine göre, davalı - karşı davacının eylemi, davacıların kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Öte yandan, davalı - karşı davacı ile davacı - karşı davalı anlaşmalı olarak bo - şanmışlardır. Boşanma davasında taraflar birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmadığını beyan etmişlerdir. Şu durum - da, davalı- karşı davacının eldeki davada evlilik içerisinde gördüğü şiddet sebebiyle davacı - karşı davalıdan talep ettiği manevi tazminat isteğinden anlaşmalı boşanma sırasında feragat ettiği kabul edilmeli - dir. Boşanmadan sonra ise davacı - karşı davalının kendisine yönelik haksız bir fiili olduğunu ispatlayamamıştır. Bu sebeple davalı karşı davacının da davasının reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.” 5 Buna karşılık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.3.2017 tarihli kararında ise farklı bir sonuca varmıştır 6 . Anılan karara göre, evli bir kimsenin evlilik dışı birlikteliği, diğer eşin sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olduğu gibi, bu eyleme katılan kişinin eylemi de bundan ayrı düşünülemez. Dolayısıyla, bu eyleme evliliği bilerek 5 Y 4. HD, 7.6.2016, S. 196/7383; Y 4. HD, 7.5.2015, S. 6538/5839; Y 4. HD, 29.4.2010, S. 7418/5016. 6 YHGK, 22.3.2017, S. 4-1334/545.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MjUzNjE=