Rekabet Hukuku Bülteni - 2025 4. Çeyrek
Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Anıl Acar, Av. Elvan Galatalı, Stj. Av. Yağmur Bayiz
Rekabet Kurulunun Yayımladığı Dikkat Çeken Gerekçeli Kararlar
Kurul, Tetra Pak’ın Pazar Gücünü ve Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Kendisine Verdiği Yetkiyi Kötüye Kullandığı Yönündeki İddiaları Değerlendirdi
Rekabet Kurulu (“Kurul”), Tetra Pak’ın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) kendisine sağladığı marka ve tasarım korumasını ve hâkim durumunu kötüye kullanmak suretiyle ürün bağlama uygulaması yaptıkları yönündeki iddiaları değerlendirdi. İncelenen iddialar temel olarak, Tetra Pak’ın “aseptik sıvı gıda karton ambalaj dolum makinesi üretim ve satışı” ile “aseptik sıvı gıda karton ambalaj üretimi ve satışı” pazarlarındaki hâkim durumunu rakiplerin pazara girişini zorlaştırarak kötüye kullanması hakkındadır.
Öncelikle Kurul, soruşturma kapsamında ilgili ürün pazarları bakımından Tetra Pak’ın yüksek pazar paylarını yıllar içinde koruduğunu, pazara giriş engellerinin bulunduğunu ve alıcı gücünün teşebbüsün konumunu dengelemeye yeterli olmadığını tespit ederek teşebbüsün ilgili pazarlarda hâkim durumda olduğunu belirtti.
Tetra Pak’ın prizma şekilli karton ambalaj modelinin farklı versiyonları için kapsamlı marka tescil başvuruları yaparak, Tetra Pak tarafından üretilen dolum makineleriyle uyumlu ambalaj üretimi pazarını rakiplerine kapattığı belirlenmiştir. Bunun sonucunda Tetra Pak dolum makineleri alan müşteriler, Tetra Pak ambalajlarını almak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Müşterilerin iki ayrı ürünü beraber almaya zorlanmaları hâkim durumun kötüye kullanıldığı bağlama uygulaması olarak değerlendirilmiştir.
Bu bağlamda Kurul, (i) Tetra Pak’ın tescilli marka haklarının ve henüz tescillenmemiş marka başvurularının prizma dolum makinesi alan müşterilerin Tetra Pak dışındaki sağlayıcılardan prizma ambalaj alımlarını engelleyecek ve fiilen bir bağlama uygulamasına yol açacak şekilde kullanıldığını ve (ii) söz konusu müşteriler arasında yapılan sözleşmelerin bazı maddelerinin, müşterilerin ambalaj tedariki konusunda Tetra Pak’a bağımlı kalmasını pekiştirici hükümler içerdiğini belirledi. Bu kapsamda Kurul, Tetra Pak’ın fiili bir bağlama uygulaması suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığını tespit etti. Bununla birlikte Kurul, Tetra Pak’ın marka ve tasarım haklarını kullanma biçiminin, söz konusu hakların kapsamını fiilen genişleterek rakip teşebbüslerin rekabet imkânlarını sınırladığı ve pazara giriş koşullarını zorlaştırdığı kanaatine vardı.
Değerlendirmelerde, ambalaj şeklinin süresiz yenilenebilir marka korumasına tabi olması ve dolum makineleriyle fonksiyonel bir bağlantı oluşturması nedeniyle bu hakların rekabeti kısıtlayıcı bir araç olarak kullanılabildiği; ayrıca teşebbüsün müşterilere ve rakiplere yönelik ihtar ve dava süreçleri ile üçüncü taraf ambalaj kullanımını caydırıcı nitelikte sözleşme hükümlerinin bağlama etkisini güçlendirdiği tespit edildi. Bunun yanında, ambalaj şeklinin farklı varyantlarına ilişkin çoklu üç boyutlu marka başvurularının pazarı rakiplere kapatmaya yönelik bir stratejinin parçası olduğu değerlendirildi. Kurul, değerlendirmeleri kapsamında, kural olarak marka hakkının ediniminin rekabet hukuku bağlamında bir ihlal teşkil etmediğini vurguladı. Öte yandan, fikri mülkiyet korumasının, teşebbüsün 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) kapsamındaki sorumluluktan kaçınmasına imkân verecek şekilde, bir başka deyişle SMK’nın 4054 sayılı Kanun’un dolanılmasına hizmet edecek biçimde kullanılması hâllerinin “kanuna karşı hile” olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
Bu kapsamda Kurul, Tetra Pak’ın üç boyutlu prizma ambalaj şekline ilişkin marka ve tasarım haklarını kullanma biçiminin rakip teşebbüslerin pazara girişini ve faaliyetlerini zorlaştırdığı ve bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal ettiğine ve teşebbüs hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Ayrıca Kurul, teşebbüsün gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde 2014/54843 numaralı marka hakkı ile 2013/08197 numaralı tasarım hakkından vazgeçmesi ve 2022/119380 ve 2022/119376 numaralı 3D marka başvurularını geri çekerek durumu Rekabet Kurumuna tevsik etmesi yönünde yükümlülük getirdi.
Gerekçeli kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Kurul, Samsung’da Gerçekleştirilen Yerinde İncelemenin Engellenip Engellenmediğini Değerlendirdi
Kurul, 27.02.2025 tarihli kararıyla başlatılan önaraştırma kapsamında 04.03.2025 tarihinde Samsung’da gerçekleştirilen yerinde incelemenin engellenip engellenmediğini değerlendirdi.
Yerinde inceleme sırasında Samsung tarafından kullanılan şirket içi yazışma uygulaması Knox Teams üzerinde yapılan incelemelerde, bazı sohbet gruplarından çalışanların incelemenin başladığı saatten sonra ayrıldığı ve bu kapsamda grupların ilgili kişilerden silinmiş olduğu tespit edildi.
Samsung vekilleri, çalışanların gruplardan çıkma nedeninin incelemeyi engelleme amacı taşımadığını, ilgili çalışanların incelemenin başladığından haberdar olmadığını ve söz konusu yazışmalara diğer grup üyelerinin cihazlarından erişilebildiğini belirtti.
Kurul, çalışanların yerinde inceleme başladıktan sonra Knox Teams gruplarından ayrıldığını ve bu nedenle ilgili grupların söz konusu kişilerin cihazlarından silindiğini tespit etmekle birlikte, diğer çalışanların cihazlarında yapılan incelemeler kapsamında bu yazışmalara erişilebildiğini ve silinen içeriklerin inceleme konusu açısından herhangi bir bulgu içermediğini belirtti. Bu doğrultuda Kurul, dosya kapsamında tespit edilen eylemlerin yerinde incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması niteliğinde olmadığını değerlendirdi.
Dolayısıyla Kurul oyçokluğuyla, 04.03.2025 tarihinde Samsung hakkında idari para cezası uygulanmasına gerek bulunmadığına karar verdi.
Gerekçeli kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Kurul, Stellantis TR İşlemine İlişkin Olarak Sunulan Revize Taahhütleri Değerlendirdi
Kurul, Stellantis tarafından kontrol edilen Stellantis TR’nin hisselerinin tamamının ve tek kontrolünün Tofaş tarafından devralınmasına ilişkin işleme yönelik olarak Tofaş ve Koç Holding tarafından sunulan revize taahhütleri değerlendirdi.
Stellantis TR; Türkiye’de Peugeot, DS, Citroën ve Opel markalarının ithalat, dağıtım ve satış sonrası hizmetlerinin sunulması alanında faaliyet gösterir. Bununla birlikte Tofaş; Türkiye’de Fiat, Fiat Professional, Alfa Romeo, Jeep, Ferrari ve Maserati markalarının temsilciliğini yürütmektedir. Bu kapsamda, ilgili işlem bakımından ürün pazarları “binek otomobillerin üretimi ve satışı”, “brüt ağırlığı 3,5 tona kadar olan hafif ticari araçların üretimi ve satışı” ile “brüt ağırlığı 3,5 ila 6 ton arası olan hafif ticari araçların üretimi ve satışı” belirlenmiş; coğrafi pazar ise Türkiye olarak tespit edilmiştir.
Kurul, yatay yoğunlaşmanın etkilerini değerlendirirken, binek otomobiller ve hafif ticari araçlar pazarlarında işlem sonrası HHI seviyelerinin ve HHI değişimlerinin Yatay Birleşme ve Devralma İşlemlerine İlişkin Kılavuz’da yer alan eşiklerin üzerinde gerçekleştiğini ve çeşitli alt segmentlerde artan yoğunlaşmanın rekabetçi endişelere yol açtığını değerlendirdi.
Bununla birlikte, özellikle hafif ticari araçların 0–3,5 ton alt pazarında işlem sonrasında Tofaş’ın rakiplerinin büyümesini engelleyebilecek üretim kapasitesine sahip olacağı göz önünde bulundurulduğunda, işlemin tek taraflı etkilere elverişli olduğu ve ayrıca koordinasyon riskini güçlendirdiği değerlendirildi.
Bu kapsamda, aralarında yapısal bağ bulunan teşebbüsler arasında her ne kadar koordinasyon riskini ortadan kaldırmaya yönelik davranışsal taahhütler bulunsa da (i) hâlihazırda şeffaf olan pazar yapısı, (ii) Koç Holding’in pazarların en büyük oyuncuları olan Tofaş ve Ford Otosan’da kontrol hakkının bulunması, (iii) ilgili teşebbüslerin yönetim kurullarında Koç Ailesi’ne mensup fertlerin bulunması, (iv) pazardaki teşebbüsler ve bilhassa hafif ticari araçların yerli üretiminde başat rol oynayan Tofaş ile Ford Otosan arasındaki simetrinin artması gibi birçok unsurun pazarda koordineli davranışlara ilişkin uzlaşmaya varılması ihtimalini artıracağı belirtildi.
Bütün bu riskleri göz önünde bulundurarak Kurul, ilk taahhüt paketinin rekabetçi endişeleri gidermek için yetersiz olduğunu değerlendirdi ve bunun üzerine taraflar Kurum kayıtlarına revize bir taahhüt paketi sundu.
Tofaş tarafından sunulan ikinci taahhüt paketi; (i) yatırımlara, (ii) yönetim kurulunun yapısına, (iii) gizlilik politikalarına, (iv) araç kiralama pazarına ve (v) bayilik ağının yapısına ilişkin taahhütler içermektedir.
Yatırım taahhütleri kapsamında Tofaş’ın “K0” kod adlı projeye ek olarak 2027 yılında devreye girmek üzere yıllık ek üretim kapasiteli yeni bir yatırım planlaması, kapasite kullanım oranı ve istihdam artışı hedefleri ile ihracat üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik yükümlülükler yer almaktadır. Yönetim ve gizlilik taahhütleri çerçevesinde Koç Ailesi üyelerinin Tofaş ve Ford Otosan yönetim kurullarında eşzamanlı olarak yer almamasına ilişkin düzenlemeler, genişletilmiş gizlilik politikası ve yıllık rekabet hukuku eğitimleri öngörülmüştür. Araç kiralama pazarına ilişkin taahhütler kapsamında ise Otokoç/Avis/Avis Filo/Budget’a yönelik ayrımcı uygulamalardan kaçınılması taahhüt edilmiştir. Son olarak, bayilik ağına ilişkin taahhütler kapsamında Fiat/Fiat Professional, Ford ve Stellantis TR markalarının ayrı tesislerde satışa sunulması, tesisler arasında belirli bir mesafe bulunması ve her marka için ayrı sözleşme düzenlenmesi şartları getirilmiştir. Koç Holding bünyesinde ise Otomotiv Grubu Başkanının görev tanımının operasyonel kararlara müdahaleyi önleyecek şekilde yeniden çerçevelenmesi taahhüt edilmiştir.
Kurul, taraflarca sunulan revize taahhütlerin tek taraflı etkiler ile koordinasyon risklerini gidermeye elverişli olduğu, uygulama bakımından orantılı ve denetlenebilir nitelikte bulunduğu kanaatine vardı. Bu doğrultuda Kurul, işleme sunulan taahhütler çerçevesinde koşullu izin verdi. Taahhütlerin kısa kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde Kuruma tevsik edilmesi; yatırım ve bayilik ağına ilişkin yükümlülükler hakkında 2028 yılı sonunda detaylı rapor sunulması gerekmektedir.
Gerekçeli kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Kurul, Trendyol ve Hepsiburada’nın E-Ticaret Sektöründeki Hâkim Durumlarını Kullanarak Posta ve Kargo Sektöründeki Rakiplerini Dışladığı Yönündeki İddiaları Değerlendirdi
Kurul, PTT tarafından yapılan başvuru üzerine Trendyol ve Hepsiburada’nın e-ticaret sektöründeki yüksek pazar güçlerini kullanarak kendi e-pazaryeri platformlarında faaliyet gösteren satıcıların müşterilerine sattıkları ürünlerin teslimatı için anlaştıkları kargo hizmet sağlayıcılarını dışlayarak satıcıları kendi iştirakleri olan Trendyol Express (“TEX”) ve HepsiJET’e yönlendirmeleri ve bu suretle kendi iştiraklerini kayırmalarına yönelik iddiaları değerlendirdi.
Dosya kapsamında Kurul, ilgili ürün pazarını “yurt içi posta/kargo taşımacılığı” ve ilgili coğrafi pazarı ise Türkiye olarak belirledi. Bununla birlikte, hâkim durum değerlendirmesi kapsamında Kurul, Trendyol’un çok kategorili e-pazaryeri pazarında hâkim durumda olduğunu, ancak Hepsiburada’nın ise güçlü olmakla birlikte hâkim durumda olmadığı tespit edildi. Ayrıca Kurul, Trendyol’un 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında “çok büyük ölçekli elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcısı” olarak özel yükümlülüklere tabi olduğunu vurguladı.
PTT’nin iddialarının temelini, Trendyol platformunda gösterilen tahmini teslimat sürelerinin fiili ve raporlanan sürelerden daha uzun gösterilerek tüketici tercihlerinin PTT aleyhine etkilendiğini ileri sürmüştür. Kurul tarafından yapılan incelemeler ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (“BTK”) tarafından yürütülen teknik analizler, tahmini teslimat sürelerinin satıcının kargoya verme süresi ve kargo şirketlerinin geçmiş performansı üzerinden algoritmik olarak hesaplandığını, herhangi bir kargo şirketi lehine veya aleyhine ayrımcı çarpan bulunmadığını göstermiştir. 2024 yılı Eylül–Ekim döneminde tespit edilen bazı farklılıkların geçici “buffer” uygulaması ve teknik bir aksaklıktan kaynaklandığı, bu durumların daha sonra giderildiği belirlenmiştir. PTT’nin Trendyol platformundaki gönderi adetlerinin düşmediği, bazı dönemlerde arttığı; TEX kullanım oranının ise dalgalı seyrettiği tespit edilmiştir. Kurul, Trendyol bakımından sistematik bir kendini kayırma davranışı veya dışlayıcı etki oluştuğuna yönelik bulguya rastlamamıştır.
Hepsiburada yönünden ise PTT, kendisi ile çalışan bazı satıcılara “müşteriye teslimat gecikmesi” başlıklı cezalar kesildiğini bildirmiş; Hepsiburada ise satıcı puanlamasında kargo şirketi performansının doğrudan kriter olmadığını ve cezalara konu durumların itiraz üzerine giderildiğini açıklamıştır. BTK tarafından gerçekleştirilen teknik incelemeler, Hepsiburada’nın tahmin ve kargo skor algoritmalarında HepsiJET lehine herhangi bir çarpan bulunmadığını ortaya koymuştur. PTT ve HepsiJET’in performans metriklerinin dönemsel dalgalanmalar gösterdiği, PTT’nin Hepsiburada kaynaklı gelirinin uzun vadede arttığı tespit edilmiştir. Hepsiburada hâkim durumda olmadığından 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında kötüye kullanım değerlendirmesi bakımından ön koşulların oluşmadığı belirtilmiştir.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında Kurul, Trendyol ve Hepsiburada hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığına oybirliğiyle karar verdi.
Gerekçeli kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Kurul, Çimento, Hazır Beton ve Agrega Alanında Faaliyet Gösteren Bazı Teşebbüslerin 4054 Sayılı Kanun’u İhlal Ettiği Yönündeki İddiaları Değerlendirdi
Kurul, Malatya ilinde çimento, hazır beton ve agrega alanlarında faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin birlikte fiyat belirleme, bölge ve müşteri paylaşımı ile işgücü piyasasında ücret tespiti yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettikleri yönündeki iddiaları değerlendirdi. Soruşturma kapsamında hazır beton pazarı, agrega pazarı ve işgücü piyasasında ayrı incelemeler yürütülmüş; ilgili ürün pazarları hazır beton ve agrega pazarları, ilgili coğrafi pazar ise Malatya ili olarak belirlenmiştir. İşgücü piyasasına ilişkin değerlendirmeler hazır beton sektöründe çalışan işçileri kapsamaktadır.
Kurul, soruşturma kapsamında elde edilen delillerin rakipler arasında fiyat tespiti ve müşteri paylaşımı yönünde koordinasyon bulunduğuna işaret ettiğini tespit etti. Bu çerçevede fiyatların toplantılar yoluyla belirlenmesine ilişkin yazışmalar, müşterilere verilecek fiyat seviyelerinin yönlendirilmesi, devam eden işlere teklif verilmemesine yönelik mutabakat ve rakipler arasında hassas bilgi paylaşımı gibi bulgular değerlendirildi. Kurul, bazı teşebbüsler arasında belirli müşterilerin söz konusu teşebbüslerde kalmasını sağlayacak şekilde fiyat koordinasyonu yapıldığını; bazı teşebbüslerin ise toplantılar ve iletişim kanalları üzerinden teklif davranışlarını uyumlaştırdığını tespit etti.
Bu doğrultuda Kurul, Acemoğulları; Betontek ve Norm Maden’den oluşan ekonomik bütünlük; Çimya; Kabet ve Çimbeton’un fiyat tespiti ve müşteri paylaşımı yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine karar verdi. Çınarlar ve Mabettaş’ın fiyat tespiti nedeniyle 4. maddeyi ihlal ettiği; Çimko, Erva ve Recydia yönünden ise ihlal bulunmadığı sonucuna ulaşıldı.
Kurul, agrega pazarında Acemoğulları ile Norm Maden arasında agrega fiyatının birlikte belirlenmesine ve müşterilerin paylaşılmasına yönelik iletişim bulunduğunu; fiyat listelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını tespit etti. Bu kapsamda Acemoğulları ile Betontek ve Norm Maden’den oluşan ekonomik bütünlüğün 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine karar verildi.
Kurul ayrıca, Acemoğulları’nın iç yazışmalarında rakip teşebbüs temsilcileriyle yapılan bir toplantıda mikserci, pompa operatörü, santral operatörü ve silobas operatörüne ilişkin ücret ve prim bilgilerinin toplanarak ortak bir skala oluşturulduğuna dair bulgulara ulaşmıştır. Kurul, bu davranışın amaç bakımından ücret tespiti niteliğinde olduğunu ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal teşkil ettiğini değerlendirmiştir. Bu doğrultuda Acemoğulları; Betontek ve Norm Maden’den oluşan ekonomik bütünlük; Kabet; Çimya; Çınarlar ve Mabettaş’ın işçi ücretlerini tespit etmek suretiyle Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
Kurul, ihlalin niteliği ve süresi dikkate alınarak Yeni Ceza Yönetmeliği’nin lehe hükümlerini uygulamış; hazır beton, agrega ve işgücü piyasalarında ihlal tespit edilen teşebbüslere 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir.
Gerekçeli kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Rekabet Kurulunun Yayımladığı Önemli Duyurular
Çoğunluğu İlaç Sektöründe Faaliyet Gösteren Bazı Teşebbüslerin Çalışan Ayartmama Anlaşmalarına Taraf Olmak ve Bilgi Paylaşımında Bulunmak Suretiyle 4054 Sayılı Kanun’u İhlal Ettiği Tespit Edildi
Kurul, çoğunluğu ilaç sektöründe faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin çalışan ayartmamaya yönelik anlaşmalara taraf olmak ve çalışan maaş ve yan haklarına ilişkin geleceğe dönük rekabete duyarlı bilgi paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerini değerlendirdi.
Bu kapsamda Kurul, emek için rekabet halinde olan teşebbüslerin, birbirlerinin çalışanlarını istihdam etmemeye yönelik olarak doğrudan veya dolaylı şekilde yaptıkları ayartmama anlaşmalarının farklı form ve kapsamda oluşturulmasının mümkün olduğunu vurguladı.
Yürütülen soruşturma sonucunda Kurul, soruşturma tarafı bazı teşebbüslerin çalışan ayartmamaya yönelik anlaşma ve/veya uyumlu eylemde bulunduklarını ve bazılarının ise çalışan maaş ve yan haklarına ilişkin geleceğe dönük rekabete duyarlı bilgi değişiminde bulunduklarını tespit etti. Kurul, ihlale taraf olduğu belirlenen teşebbüsler hakkında toplam 244.801.302,91 TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
Duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
Borusan Tedarik’in Ceva Tarafından Devralınması İşlemine Koşullu Olarak İzin Verildi
Kurul, lojistik ve tedarik zinciri alanında faaliyet gösteren Borusan Tedarik’in Ceva tarafından devralınması işlemine ilişkin olarak gerçekleştirdiği incelemede, işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında rekabetçi endişe doğurduğunu ancak Ceva tarafından sunulan davranışsal taahhütlerin bu endişeleri gidermeye elverişli olduğunu değerlendirdi.
Bu kapsamda Ceva tarafından sunulan taahhütler; (i) işlemi takiben sağlayıcı değiştirmek isteyen müşterilere ve sözleşmesi 31.12.2025’e kadar sona eren müşterilere 12 aylık geçiş dönemi hizmeti sağlanması, (ii) işlem sonrası iki yıl boyunca rakiplerin talebi hâlinde mevcut dağıtım ağı hizmetinin adil, makul ve ayrımcı olmayan koşullarla sunulması, (iii) mevcut müşteri sözleşmelerinin işlemden sonraki bir yıl boyunca aynı hüküm ve koşullarla yürürlükte kalması, (iv) işlem sonrası bir yıl içinde akdedilecek sözleşmelere müşterilere en az üç aylık bildirimle fesih hakkı tanıyan bir hüküm eklenmesi ve fesih hâlinde geçiş dönemi hizmetinin sunulması ile yapılan değişikliklerin 120 gün içinde Kurum’a bildirilmesi, (v) işlemden sonra bir yıl boyunca yurt içi taşımacılık ve depolama fiyatlarının sözleşme şartlarını aşacak şekilde artırılmaması, (vi) işlem sonrası iki yıl boyunca müşterilere farklı lojistik hizmetlerini birlikte alma zorunluluğu getirilmemesi, (vii) tüm taahhütlerin internet sitesinde duyurulması ve mevcut müşterilerin 30 gün içinde bilgilendirilmesi ve (viii) işlem sonrası 30 gün içinde Kurum onaylı bağımsız bir denetçi atanması ve denetçinin iki yıl boyunca altı aylık periyotlarla uyum raporu sunması hususlarını kapsamaktadır. Kurul, sunulan taahhütleri uygulanabilir, etkili ve rekabetçi endişeleri gidermeye elverişli bularak işleme koşullu olarak izin verdi.
Duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
Kurul, Ferrero’nun Fındık Alımı Taahhütlerini Revize Etti
Kurul, Ferrero tarafından yapılan başvuru kapsamında, Türkiye fındık piyasasındaki rekabet endişelerine yönelik olarak uygulanan taahhütlerde 2025 yılına özgü bir değişiklik gerçekleştirdi. Bu kapsamda, Ferrero’nun her yıl eylül–aralık döneminde en az 45 bin ton kabuklu fındık alımı yapma yükümlülüğü, söz konusu dönemde yaşanan rekolte düşüşü ve kalite sorunları nedeniyle yalnızca 2025 yılı için 30 bin ton olarak revize edildi.
Rekolte ve kalite kayıpları nedeniyle yapılan bu sınırlı ve geçici revizyon, piyasadaki rekabetçi dengeyi korumayı, üreticilerin mağduriyetini önlemeyi ve sektörün istikrarını desteklemeyi amaçlamaktadır.
Bununla birlikte, Kurulun 07.03.2024 tarihli kararıyla bağlayıcılık kazanan ve 2024–2026 dönemini kapsayan diğer taahhütler ise (müdahale referans fiyatının altında alım yapmama, sezonda 100 bin ton kabuklu fındık alımını aşmama ve her yıl eylül–aralık döneminde asgari alım yapma) aynen uygulanmaya devam edecektir.
Duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
Dyson Hakkında Soruşturma Açıldı
Kurul, Türkiye’de çeşitli elektrikli ev aletlerinin satış ve pazarlamasını yapan Dyson hakkında yürütülen önaraştırma kapsamında elde edilen bulgular doğrultusunda, Dyson’ın (i) paralel ithalatı engellemeye yönelik uygulamalar ile (ii) yeniden satış koşullarına müdahale niteliği taşıyan davranışlarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına karar verdi.
Soruşturma kapsamında, Dyson tarafından uygulanmakta olan seçici dağıtım sistemi ile bu sistemin korunmasına yönelik uygulamaların rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
Dizi Dağıtımı ve İş Gücü Piyasalarına İlişkin Rekabet Soruşturması, Taahhüt ve Uzlaşma Usulleriyle Sonuçlandı
Kurul, Med Yapım ve Ay Yapım’ın çalışan ücretlerine ilişkin rekabete hassas bilgi değişiminde bulundukları ve ürettikleri dizilerin MADD aracılığıyla yurt dışına ortak dağıtımı kapsamında rekabeti kısıtlayıcı uygulamalarda bulundukları iddialarına ilişkin soruşturmayı uzlaşma ve taahhüt usulleri çerçevesinde sonuçlandırdı.
Bu kapsamda, Ay Yapım ve Med Yapım hakkında çalışan ücretlerine ilişkin geleceğe dönük rekabete hassas bilgileri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri gerekçesiyle idari para cezası uygulanmasına karar verildi. Bununla birlikte, Ay Yapım ve Med Yapım tarafından üretilen dizilerin yurt dışına ortak dağıtımından kaynaklanan rekabet endişelerini gidermek üzere taraflarca sunulan yapısal ve davranışsal taahhütler bağlayıcı hale getirildi. Yapısal taahhütler kapsamında, Med Yapım, Ay Yapım ve MADD, rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olduğu değerlendirilen MADD yapılanmasına son vermeyi kabul etmiştir. Bu doğrultuda MADD, belirlenen süre içinde elden çıkarılacak ve bu süreçte tam işlevsel bir ortak girişim hâline getirilerek ana şirketlerden bağımsız profesyonel yöneticiler tarafından yönetilecektir. Bununla birlikte, geçiş döneminde Ay Yapım ve Med Yapım, MADD aracılığıyla rekabete hassas bilgi akışını kesin biçimde engelleyecek tedbirler alacaktır. Taahhüt süresi içinde uygun bir alıcı bulunamazsa, taraflardan biri MADD’daki hisselerini tamamen diğer tarafa devredecek veya MADD tasfiye edilecektir.
Davranışsal taahhütler kapsamında ise Ay Yapım ve Med Yapım, kendi dağıtım faaliyetlerini yürüttükleri durumlarda yalnızca kendi ekonomik bütünlükleri içinde hak sahibi oldukları içeriklerin dağıtımını üstlenecek; diğer hâllerde içeriklerini bağımsız dağıtıcılar üzerinden pazarlayacaktır. Yapımcılık ve dağıtım faaliyetlerinin birlikte yürütüldüğü durumlarda başka bir teşebbüsle ortak hissedarlık, ortak yöneticilik veya çalışan paylaşımı yapılmayacak; ulusal kanallar, oyuncular, ajanslar ve yaratıcı ekiplerle münhasırlık içeren sözleşmeler imzalanmayacaktır. Ayrıca, yurt dışı dağıtım anlaşmalarında alıcıların Türkiye’de başka yapımcı veya dağıtıcılarla çalışmasını engelleyecek hükümlere yer verilmeyecek ve içerikler müşterilere şeffaf, ayrıştırılabilir şekilde sunularak her bir içeriğin ayrı ayrı satın alınabilmesi her zaman mümkün olacaktır.
Duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
Dünyada Yaşanan Önemli Gelişmeler
Adalet Divanı, Yerinde İncelemelerde Kişisel Verilerin Korunmasına Uyum Kapsamında Herhangi Bir Yasal Ön İzin Alınması Gerekmediği Yönünde Görüş Verdi
Avrupa Birliği Adalet Divanı Hukuk Sözcüsü Medina, Portekiz Rekabet Otoritesi tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında çalışanlar arasındaki iş e-postalarına el konulmasına ilişkin olarak verdiği 23 Ekim 2025 tarihli görüşünde, kişisel verilerin korunması kurallarına uyumun rekabet hukuku incelemelerinde önceden yargısal izin alınmasını zorunlu kılmadığını belirtti. Hukuk Sözcüsü, rekabet otoritelerinin kişisel verileri de kapsayan incelemelerinin ticari verilere yönelik olduğunu ve bu yönüyle Bezirkshauptmannschaft Landeck kararındaki mobil telefon verilerine erişimden ayrıştığını ifade etti. Nitekim Bezirkshauptmannschaft Landeck kararında, bir ceza soruşturması kapsamında bir kişinin mobil telefonunda yer alan tüm dijital verilere geniş ve kontrolsüz şekilde erişilmesinin, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması haklarına ağır bir müdahale teşkil ettiğini ve bu nedenle bu tür erişimlerin kural olarak önceden bağımsız bir yargısal veya idari denetime tabi olması gerektiği vurgulanır. Bu çerçevede Hukuk Sözcüsü, rekabet otoritelerinin yerinde incelemeleri bakımından Bezirkshauptmannschaft Landeck kararının aksine bir ön izin gereksiniminin doğmadığını değerlendirdi. Buna karşılık, kişisel verileri de kapsayan incelemelerinin orantılılık ilkesine uygun olması, yeterli usul güvenceleriyle desteklenmesi ve sonrasında yargısal denetime tabi tutulması gerektiği vurgulandı. Görüş ayrıca, üye devletlerin ulusal hukuklarında rekabet otoritelerinin yerinde incelemelerine ilişkin ön izin mekanizması öngörme imkânının bulunduğunu belirtti.
Görüşün tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Komisyon, Meta’nın Whatsapp Business Solution’a İlişkin Uyguladığı Yeni Yapay Zekâ Politikasının Üçüncü Taraf Yapay Zekâ Geliştiricilerinin Erişimi Konusunda Hâkim Durumunu Kötüye Kullandığı Endişesiyle Soruşturma Başlattı
Avrupa Komisyonu (“Komisyon”), Meta’nın Ekim 2025’te duyurduğu ve yapay zekâ (“YZ”) sağlayıcılarının WhatsApp üzerinden sundukları hizmetlerde “WhatsApp Business Solution” aracını birincil YZ hizmetleri için kullanmalarını yasaklayan yeni politikasının, üçüncü taraf YZ sağlayıcılarının Avrupa Ekonomik Alanı’nda (“AEA”) WhatsApp üzerinden müşterilerine erişimini engelleyebileceği gerekçesiyle 4 Aralık 2025 tarihinde resmi bir rekabet soruşturması başlattı. Komisyon, Meta’nın bu politikayı iş kullanıcılarına yönelik güncellenen WhatsApp Business API koşullarıyla uygulayacağını; güncellemenin yeni YZ sağlayıcıları için 15 Ekim 2025’ten itibaren, platformda hâlihazırda bulunan sağlayıcılar için ise 15 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacağını belirtti. Soruşturma, Meta’nın kendi ürünü olan “Meta AI”ın WhatsApp’ta erişilebilir kalmaya devam etmesinin rekabet açısından avantaj yaratıp yaratmadığını ve bu uygulamaların hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini incelemektedir. Aynı konuya ilişkin, İtalya Rekabet Otoritesi’nde devam eden geçici tedbir incelemesiyle çakışmayı önlemek amacıyla soruşturma İtalya hariç AEA genelinde yürütülecektir. Komisyon, soruşturmanın AEA’daki YZ piyasalarına ilişkin süregelen izleme faaliyetlerinin bir parçası olduğunu belirtmektedir.
Basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Komisyon, Gucci, Chloé ve Loewe’ye Fiyat Belirleme Uygulamaları Nedeniyle Toplam 157 Milyon Euro İdari Para Cezası Verdi
Komisyon, Gucci, Chloé ve Loewe marka ve tasarım şirketlerinin AEA kapsamında kendi ürünlerinin perakende satış fiyatlarının belirlenmesine yönelik uygulamalarda bulunarak rekabeti kısıtladığı gerekçesiyle toplamda 157 milyon euro tutarında idari para cezası verdiğini açıkladı. Komisyon’un yürüttüğü soruşturma, söz konusu şirketlerin bağımsız üçüncü taraf perakendecilerle çalıştıkları ürünlerde hem çevrimiçi hem de fiziksel mağaza satış fiyatlarının belirlenmesini etkilediğini ortaya koydu. Bu kapsamda perakendecilere, tavsiye edilen perakende fiyatlardan sapmamaları, maksimum indirim oranlarını aşmamaları ve belirli dönemlerde satış yapmamaları gibi koşullar getirildiği tespit edildi. Bu tür uygulamaların, perakendecilerin fiyat bağımsızlığını ortadan kaldırdığı ve perakende pazarda rekabeti azalttığı değerlendirildi.
Komisyon, söz konusu uygulamaların AEA sınırları içinde tüketiciler için fiyatların artmasına ve seçim imkânlarının daralmasına yol açtığını; bunun da rekabeti engelleyici anlaşma ve uygulama niteliği taşıdığını belirtti. Gucci, Chloé ve Loewe tarafından yürütülen indirimler ve belirli ürünlerde çevrimiçi satışların sınırlandırılması gibi ek uygulamaların rekabeti daha da sınırladığı tespit edildi. Komisyon gerekçesinde, bu kararın yalnızca moda sektöründeki aktörlere değil, tüm sektörlerde fiyat bağımsızlığını ve tüketici yararını korumaya yönelik güçlü bir mesaj gönderdiği vurgulandı.
Basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Komisyon ve FTC, Spirit’in Boeing Tarafından Devralınması İşlemine Koşullu Olarak İzin Verdi
Komisyon, Spirit’in Boeing tarafından devralınmasına ilişkin olarak yürüttüğü incelemede, işlemin büyük ticari uçaklar için aerostrüktür tedarikinde rekabeti azaltma riski taşıdığı gerekçesiyle 14 Ekim 2025 tarihinde söz konusu devralmaya, taraflarca sunulan yapısal taahhütlere uyum koşuluyla izin verdi. İnceleme kapsamında Komisyon, birleşik teşebbüsün özellikle Airbus’a yönelik aerostrüktür tedarikini durdurma veya tedarik koşullarını kötüleştirme olanağı ve teşviki bulunduğunu; ayrıca Airbus’a ilişkin ticari açıdan hassas bilgilere erişerek bu bilgileri kendi rekabetçi avantajı doğrultusunda kullanabileceğini değerlendirdi.
Bu çerçevede Boeing; Spirit’in Airbus’a aerostrüktür tedarik eden işletmelerinin Airbus’a, Spirit’in Malezya’daki tesisin ise Composites Technology Research Malaysia Sdn. Bhd.’ye (“CTRM”) devredilmesini taahhüt etti. Komisyon, söz konusu taahhütlerin piyasa testinden olumlu sonuçlar verdiğini, Airbus ve CTRM’nin devralınacak işletmeler bakımından uygun alıcılar olduğunu ve bu taahhütler doğrultusunda işlemin artık rekabet endişesi doğurmadığını belirtti. Bu doğrultuda, devralmaya koşullu olarak izin verildi. Taahhütlerin uygulanması, Komisyon gözetiminde bağımsız bir mütevelli tarafından izlenecektir.
Benzer şekilde ABD Federal Ticaret Komisyonu (“FTC”) da Boeing’in Spirit’i devralmasına ilişkin olarak yürüttüğü inceleme kapsamında, işlemin rekabetçi endişelere yol açtığı gerekçesiyle birleşmenin ancak belirli varlıkların elden çıkarılması şartıyla ilerleyebileceğini açıkladı. Yapılan değerlendirmede, işlemin özellikle büyük ticari ve askeri uçak programları için kritik nitelikte olan aerostrüktür üretimi ve tedariki alanlarında rekabeti zayıflatma riski taşıdığı belirtildi.
FTC, Spirit’in hâlihazırda Boeing’in yanı sıra Airbus gibi üçüncü taraf ana yüklenicilere de aerostrüktür tedarik eden kilit bir konumda bulunduğunu ifade etti. Devralma sonrasında ise Boeing’in bu tedarik ilişkilerini sonlandırma veya kısıtlama, ayrıca rakipler aleyhine olacak şekilde ticari açıdan hassas bilgilere erişme ve bunları kendi lehine kullanma teşvikine sahip olabileceği değerlendirildi. Bu çerçevede, Spirit’in Boeing dışındaki müşterilerine yönelik tedarik faaliyetlerinin korunmasının rekabetin sürdürülmesi açısından önem taşıdığı vurgulandı.
Söz konusu rekabetçi endişeleri gidermek amacıyla FTC, Boeing’in Spirit bünyesindeki bazı varlıkları elden çıkarması ve bu varlıkların bağımsız ve rekabetçi bir yapı içinde faaliyet göstermesini sağlayacak yapısal önlemler alınmasını talep etti. Ayrıca, elden çıkarma süreci tamamlanana kadar ilgili varlıkların rekabetçi değerinin korunmasına ve birleşme sonrasında Boeing ile Spirit arasında bilgi akışının sınırlandırılmasına yönelik davranışsal yükümlülükler öngörüldü. Bu yükümlülüklerle, üçüncü taraf ana yüklenicilerin tedarik hizmetlerine eşit koşullarda erişiminin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.
Bu yaklaşım, Komisyon’un değerlendirmesiyle paralellik göstermektedir. Nitekim her iki otorite, Spirit’in yalnızca Boeing’e hizmet veren dikey entegre bir tedarikçi hâline gelmesinin rakip uçak üreticileri bakımından pazarı kapatıcı etkiler doğurabileceği değerlendirmesinde birleşmektedir.
Komisyon’un basın açıklamasının tam metnine buradan ve FTC’nin basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Teva, FTC’nin Müdahalesi Sonrasında FDA Orange Book Listelerinden 200’den Fazla Patentini Çıkardı
FTC, Teva’nın ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (“FDA”) onaylı ilaçlar bakımından patent listelerini içeren Orange Book kaydında yer alan patent kayıtlarına ilişkin olarak, Teva’nın FDA’dan 200’den fazla patent kaydının silinmesini talep ettiğini açıkladı. FTC, Mayıs 2025’te Teva dâhil çeşitli ilaç şirketlerine gönderilen uyarı mektuplarıyla başlatılan sürecin, Orange Book’ta listelenen bazı patentlerin ilgili listeleme kriterleriyle uyumlu olmaması nedeniyle jenerik ilaçların pazara girişinin gecikebileceği yönündeki endişelere dayandığını belirtti. Teva’nın patent kayıtlarını geri çekmesinin astım, diyabet ve KOAH tedavilerinde kullanılan ürünler ile epinefrin oto-enjektörleri başta olmak üzere 30’dan fazla ürün bakımından jenerik ilaçların pazara girişinin önünü açma potansiyeli taşıdığı ifade edildi.
FTC, söz konusu müdahalenin, Teva’nın bazı patentlerinin Orange Book’ta yer alma kriterlerine aykırı şekilde listelenip listelenmediğine ilişkin bir Federal Temyiz Mahkemesi kararını takiben şekillendiğini ve bundan sonra da ilaç sektöründeki Orange Book patent listelemelerini ve rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki uygulamaları izlemeyi sürdüreceğini belirtti.
Bu gelişme fikri mülkiyet haklarının, sahibine sağladığı korumalar bakımından rekabet otoritelerinin değerlendirmelerine konu edindiğini göstermektedir. Rekabet otoritelerinin fikri mülkiyet haklarına müdahalesi, bazı yetki tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Türkiye’de de benzer şekilde Kurulun Tetra Pak kararında, teşebbüsün SMK kapsamındaki marka korumasını kullanarak rakiplerin ve müşterilerin alternatif ambalaj tedarikini fiilen engellediği ve bu suretle pazarı kapatıcı nitelikte bir bağlama uygulamasının ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kurul ayrıca, fikri mülkiyet korumasının 4054 sayılı Kanun kapsamındaki sorumluluktan kaçınmaya imkân verecek şekilde araçsallaştırılmasının kanuna karşı hile kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir.
Basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Amazon, Prime Üyeliğine Yönelik Yönlendirici Uygulamalar İddiasıyla Yürütülen Soruşturmada 2,5 Milyar ABD Doları Karşılığında Uzlaşmaya Gitti
FTC, Amazon’un Prime üyeliğinin pazarlanması ile kullanıcıların bu üyeliğe kaydolma ve üyelikten çıkma süreçlerine ilişkin uygulamaları hakkında yürütülen soruşturmanın uzlaşma ile sonuçlandığını açıkladı. Soruşturma kapsamında, Amazon’un Prime üyeliğine ilişkin önemli şartları yeterince açık ve anlaşılır şekilde sunmadan kullanıcıların ödeme bilgilerini aldığı, üyeliğin otomatik olarak yenilendiğine ilişkin bilgilendirmelerin yeterince net olmadığı ve üyelikten çıkış sürecinin gereğinden fazla karmaşık hâle getirildiği iddiaları incelendi.
FTC tarafından yapılan değerlendirmelerde, Amazon Prime üyeliğinin olumsuz seçenekli abonelik modeli kapsamında sunulduğu; bu kapsamda kullanıcıların açık ve bilgilendirilmiş onayları alınmadan üyelik ücretlerinin tahsil edilmesinin ve üyelikten çıkışın zorlaştırılmasının tüketicilerin korunmasına ilişkin düzenlemelere aykırılık teşkil edebileceği belirtildi. Bu çerçevede FTC, Prime üyeliğine kaydolma sürecinde tüm esaslı şartların açık ve anlaşılır biçimde sunulması, kullanıcıların açık rızasının alınması ve üyelikten çıkışın basit ve erişilebilir hâle getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Soruşturmanın uzlaşma ile sonuçlanması kapsamında Amazon, toplam 2,5 milyar ABD doları tutarında ödeme yapmayı kabul etti. Bu tutarın 1,5 milyar ABD dolarlık kısmı, Prime üyeliğine istem dışı şekilde kaydolduğu veya üyelikten çıkmakta güçlük yaşadığı tespit edilen kullanıcılara iade edilmek üzere ayrılırken 1 milyar ABD dolarlık kısmı ise idari para cezası olarak belirlendi. Ayrıca Amazon, Prime üyeliğinin sunumu ile iptal süreçlerine ilişkin uygulamalarını, FTC tarafından belirlenen şeffaflık, açık rıza ve kolay iptal ilkeleri doğrultusunda yeniden düzenlemeyi taahhüt etti.
Basın açıklamasının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Bülteni pdf formatında indirmek için tıklayınız.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.