Bataryalar ve Atık Bataryalar Hakkında Yönetmelik Taslağı: Avrupa Birliği Mevzuatına Uyum Çerçevesinde Yeni Düzenlemeler
Giriş
Bataryalar, enerji dönüşümü ve elektrifikasyon politikalarının hız kazanmasıyla birlikte ekonomik hayatın temel unsurlarından biri haline gelir. Gerek taşınabilir cihazlarda gerek ulaşım ve sanayi uygulamalarında yaygın biçimde kullanılmaları, bu ürünlerin yalnızca teknik performansları bakımından değil; güvenlik, sürdürülebilirlik ve kullanım ömrü sonrasındaki yönetimleri itibarıyla da kapsamlı bir hukuki çerçeveye tabi tutulmasını gerekli kılar.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Bataryalar ve Atık Bataryalar Hakkında Yönetmelik Taslağı[1] (“Taslak Yönetmelik”), bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçlayan bütüncül bir düzenleme modeli ortaya koyar. Taslak Yönetmelik, taşınabilir bataryalardan marş, aydınlatma ve ateşleme bataryalarına, hafif ulaşım araçları ve elektrikli araç bataryalarından endüstriyel bataryalara kadar geniş bir ürün grubunu kapsar. Ayrıca herhangi bir ürüne entegre edilmiş veya entegrasyon amacıyla tasarlanmış bataryalar da bu çerçevede değerlendirilir. Buna karşılık, savunma amaçlı belirli ekipmanlar, uzay uygulamalarına yönelik ürünler ve nükleer güvenliğe özgülenmiş sistemler kapsam dışında bırakılır.
Taslak Yönetmelik, mevzuata uygun şekilde piyasaya arz edilen bataryaların sürdürülebilirlik veya etiketleme gerekçeleriyle engellenemeyeceğini kabul ederken, henüz uyum sağlamayan ürünlerin belirli şartlarla ve açık bir bilgilendirme eşliğinde sergilenebilmesine de imkân tanır. Böylece hem iç pazarın işleyişi korunur hem de geçiş sürecinde ekonomik faaliyetlerin tamamen durmasının önüne geçilir.
Bu yönüyle Taslak Yönetmelik, Avrupa Birliği tarafından kabul edilen Bataryalar ve Atık Bataryalar Hakkındaki 2023/1542 (AB) sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü[2] ile uyumlu bir yapı kurar ve Türkiye’deki üreticiler ile ithalatçılar bakımından Avrupa pazarında geçerli olan standartlarla paralel bir düzenleme zemini oluşturur.
Yaşam Döngüsü Temelli Düzenleme Modeli
Taslak Yönetmelik’in temel karakteristiği, bataryalara ilişkin yükümlülükleri ürünün atık haline geldiği aşamayla sınırlandırmamasıdır. Düzenleme, tasarım ve üretim safhasından başlayarak piyasaya arz, kullanım, toplama, yeniden kullanım, yeniden işlevlendirme ve geri kazanım süreçlerine uzanan bütüncül bir yapı kurar.
Bu yaklaşım, ekonomik operatörlerin sorumluluğunu belirli bir ana bağlamaktan çıkarır ve süreklilik taşıyan bir uyum yükümlülüğü yaratır. Ürün piyasada bulunduğu müddetçe mevzuata uygunluk beklentisi devam eder. Bu çerçevede, özellikle ithalatçı ve dağıtıcıların da arz zinciri içindeki rolleri güçlenir.
Yaşam döngüsü perspektifi, idarenin gözetim ve denetim yetkisini daha geniş bir zemine taşır. Uygunluk değerlendirmesi, ürünün piyasaya ilk sunulduğu anla sınırlı kalmaz; kullanım süreci, el değiştirme halleri ve kullanım ömrü sonrasına ilişkin işlemler de bu bütünün parçası haline gelir.
Sürdürülebilirlik, Karbon Ayak İzi ve Ürün İçeriğine İlişkin Gereklilikler
Taslak Yönetmelik, bataryaların çevresel etkilerini teknik bir değerlendirme alanı olmaktan çıkararak hukuki yükümlülük konusu haline getirir. Bu kapsamda belirli batarya türleri için karbon ayak izinin hesaplanması ve beyan edilmesi zorunlu tutulur. Üreticiler, her bir model ve imalat tesisi bakımından tanımlanan yöntemlere dayalı verileri hazırlamak ve bu bilgileri öngörülen araçlar üzerinden erişilebilir kılmakla yükümlüdür. Böylece çevresel performans, piyasaya arz sürecinin ayrılmaz bir parçasına dönüşür.
Karbon ayak izi sistematiği yalnızca bir bildirim yükümlülüğü yaratmaz. Beyan edilen değerlerin belirli teknik belgelerle desteklenmesi ve gerektiğinde doğrulanabilmesi esası benimsenir. Ayrıca kimi batarya kategorileri bakımından bu verilerin ürün üzerinde veya dijital bağlantılar aracılığıyla görünür hale getirilmesi öngörülür. Bu yapı hem idari gözetimi kolaylaştırır hem de piyasada yer alan ürünlerin ortak ölçütler üzerinden değerlendirilebilmesine imkân tanır.
Taslak Yönetmelik, çevresel korumayı yalnızca emisyon verileri üzerinden kurmaz. Bataryaların içeriğinde bulunabilecek bazı maddeler bakımından da açık bir sınırlama düzeni getirir. Üretimde kullanılan ya da ürün bünyesinde yer alan unsurların, bataryanın kullanım sürecinde veya sonraki aşamalarda insan sağlığı ve çevre üzerinde yaratabileceği etkiler dikkate alınır. Bu nedenle belirli maddelerin varlığı, tanımlanan koşullara bağlanır ve gerektiğinde bu koşulların güncellenebilmesine olanak tanıyan bir mekanizma oluşturulur.
Buna ek olarak bazı batarya grupları için geri kazanılmış malzeme kullanımına ilişkin bilgi sunulması, teknik dosyalarda belirli oranların gösterilmesi ve performans ile dayanıklılık parametrelerinin belgelendirilmesi gerekir. Böylece piyasaya arz edilen ürünün yalnızca varlığı değil, hangi niteliklerle arz edildiği de kayıt altına alınır. Taslak Yönetmelik, bu yönüyle çevresel kriterleri ölçülebilir, izlenebilir ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturur.
Etiketleme ve Bilgiye Erişim
Taslak Yönetmelik, ürün üzerinde yer alacak bilgilerin belirli bir sistematik içinde sunulmasını sağlayarak hem kullanıcıların bilinçli tercihte bulunmasına hem de piyasa gözetiminin güçlendirilmesine hizmet eder. Bu çerçevede etiketleme yükümlülükleri yalnızca tüketiciye yönelik açıklayıcı bilgilerden ibaret değildir. Aynı zamanda ürünü piyasaya sunan aktörün hukuki sorumluluğunu görünür ve izlenebilir kılan bir araç niteliği taşır.
Etiket içeriği bataryanın türüne ve teknik özelliklerine göre farklılaşır. Şarj edilebilir ürünler bakımından kapasite ve performans bilgileri öne çıkarken, şarj edilemeyen bataryalarda kullanım süresine ve yeniden şarj edilemeyeceğine ilişkin uyarılar önem kazanır. Bunun yanında, ayrı toplama yükümlülüğünü hatırlatan semboller ve belirli ağır metallerin varlığına işaret eden ibareler, çevresel koruma amacının doğrudan ürün üzerinden iletilmesini sağlar. Böylece piyasaya arz edilen bataryalar bakımından karşılaştırılabilir, doğrulanabilir ve denetime elverişli ortak bir bilgi standardı oluşturulur.
Taslak Yönetmelik’in getirdiği en dikkat çekici yeniliklerden biri de dijital erişim imkânlarının zorunlu hale gelmesidir. Ürün üzerinde yer alacak karekod aracılığıyla, bataryanın teknik özelliklerinden uygunluk belgelerine, geri kazanılmış içerik bilgilerinden atık yönetimine ilişkin açıklamalara kadar geniş bir veri setine ulaşılması mümkün olur. Bu yapı, idarenin denetim kapasitesini artırırken, tedarik zinciri boyunca şeffaflığı da destekler.
Düzenleme, etiketin fiziksel olarak ürün üzerine yerleştirilmesinin mümkün olmadığı durumları da dikkate alır ve bilgilerin ambalaj veya eşlik eden belgeler üzerinden sunulmasına izin verir. Böylece teknik sınırlamalar sebebiyle uygulamanın aksaması önlenirken, bilginin erişilebilirliği korunur.
Dijital Batarya Pasaportu
Dijital batarya pasaportu, Taslak Yönetmelik’in izlenebilirlik ve veri şeffaflığı yaklaşımının en somut araçlarından biridir. Sistem, belirli batarya türleri bakımından ürünün dijital kimliğini oluşturur ve teknik özelliklerden çevresel performansa uzanan bilgilerin tek merkezden takip edilmesini sağlar. Pasaportta yer alan verilerin doğru, eksiksiz ve güncel tutulması, ürünü piyasaya arz eden iktisadi işletmecinin sorumluluğundadır. Bu durum şirketler bakımından veri yönetimini hukuki uyumun asli unsurlarından biri haline getirir.
Dijital pasaport; söküm, yeniden kullanım, ikinci yaşam uygulamaları ve geri dönüşüm faaliyetleri açısından da ortak bir referans zemini yaratır. Bataryanın bileşimi ve geçmişine ilişkin bilgiler, işlemlerin güvenli ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesine hizmet eder.
Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu
Taslak Yönetmelik’in getirdiği sistematik değişimin merkezinde üreticinin konumunun yeniden tanımlanması yer alır. Yeni yaklaşımda üretici, artık yalnızca ürünü piyasaya süren ekonomik aktör değil, bataryanın kullanım ömrü sona erdiğinde ortaya çıkan çevresel etkilerin yönetiminden de sorumlu bir paydaş haline gelir. Böylece yükümlülük, satış anıyla sınırlı olmaktan çıkar ve ürünün tüm yaşam döngüsüne yayılan devamlı bir sorumluluk rejimine dönüşür.
Bu model çerçevesinde üreticiler, atık bataryaların ayrı toplanması, uygun şekilde taşınması ve çevreye duyarlı biçimde işlenmesine yönelik sistemin finansmanını üstlenir. Bununla birlikte kamuoyunun bilinçlendirilmesi, atık oluşumunun azaltılmasına yönelik bilgilendirme faaliyetleri ve yetkili otoritelere sunulacak veri akışının sağlanması da üreticinin sorumluluk alanına dâhil edilir. Atık yönetimi sürecinde geri kazanılan malzemelerin ekonomik değeri hesaba katılabilse de sistemin sürekliliğini teminat altına alan asli aktör üretici olmaya devam eder.
Bu sorumluluk yapısı, münferit ve izole bir düzenleme olarak tasarlanmaz. Aksine Taslak Yönetmelik, üreticinin yükümlülüklerini mevcut atık yönetimi düzenlemelerinin üzerine inşa eder ve özellikle Atık Yönetimi Yönetmeliği ile kurulan genel çerçeveyle birlikte işler. Böylelikle bataryalara özgü hükümler, halihazırda yürürlükte bulunan toplama, geri kazanım ve raporlama altyapısını tamamlayan özel bir katman niteliği kazanır. Bu bütünleşik yapı, idarenin denetim yetkisini güçlendirirken ekonomik operatörler bakımından da daha öngörülebilir bir uyum alanı yaratır.
Taslak Yönetmelik, ayrıca yeniden kullanıma hazırlanan, yeniden işlevlendirilen veya yeniden imal edilen bataryaların piyasaya sunulması halinde sorumluluğun kim tarafından taşınacağını da açıklığa kavuşturur. Bu tür işlemler sonucunda ürünü yeniden ekonomik dolaşıma sokan işletmeciler, belirli koşullar altında üretici sıfatını üstlenir. Böylece düzenleme, ürünün değerinden fayda sağlayan aktör ile çevresel yük arasında doğrudan bir bağ kurar ve sorumluluğun devredilerek belirsizleşmesini önler.
Yurt dışında yerleşik üreticiler için öngörülen Türkiye’de yerleşik yetkili temsilci mekanizması da bu sistemin işlerliği bakımından kritik bir rol oynar. Yerel muhatabın varlığı, gözetim ve yaptırım süreçlerinin etkinliğini artırır ve yükümlülüklerin uygulanabilirliğini güçlendirir.
Üreticiler bu görevleri bireysel olarak yerine getirebileceği gibi, yetkilendirilmiş üretici sorumluluğu kuruluşları aracılığıyla da hareket edebilir. Bununla birlikte organizasyonel yapı ne olursa olsun, kamu otoriteleri karşısındaki nihai sorumluluk ortadan kalkmaz. Üreticinin finansal katkıların amacına uygun kullanıldığını ve sistemin öngörülen toplama ile geri dönüşüm performansını sağladığını gözetmesi beklenir.
Yaptırımlar
Taslak Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edilmesi halinde uygulanacak idari yaptırımlar, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde belirlenir. Bu kapsamda öngörülen yaptırımlar, ihlalin niteliğine göre yetkili idareler tarafından tesis edilir.
Sonuç
Taslak Yönetmelik, batarya ekosistemine ilişkin düzenleyici yaklaşımı yeniden şekillendirir ve üreticilerin sorumluluk alanını önemli ölçüde genişletir. Avrupa Birliği mevzuatıyla sağlanan paralellik, uluslararası ticaret bakımından ortak bir standart yaratırken, uyum sağlamayan aktörler için ciddi riskler ortaya çıkmasına sebep olacaktır.
- Bataryalar ve Atık Bataryalar Hakkında Yönetmelik Taslağı. Taslak yönetmelik için bkz: https://cygm.csb.gov.tr/taslaklar-443
- Regulation (EU) 2023/1542 of the European Parliament and of the Council of 12 July 2023 concerning batteries and waste batteries, amending Directive 2008/98/EC and Regulation (EU) 2019/1020 and repealing Directive 2006/66/EC. İngilizce metin için bkz: https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2023/1542/oj/eng
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Avrupa Birliği (“AB”) tarafından 10.05.2023 tarihli AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan 2023/956 sayılı Tüzük ile kabul edilen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”), AB’nin iklim politikalarının küresel ticaret üzerindeki etkisini derinleştiren başlıca düzenlemelerden biridir…
Son yıllarda, ülkemizde ve dünyada yaşanan finansal, sosyal ve çevresel sorunlar, toplumların ve iş dünyasının sürdürülebilirlik konusuna hassasiyetini arttırmaktadır. Sürdürülebilirlik alanında uluslararası düzeyde gelişmeler yaşanmaya devam ederken, Türkiye de kendi yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlayan...
2025 yılı itibarıyla çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında hem küresel ölçekte hem de Türkiye’de önemli düzenleyici gelişmeler yaşanmıştır. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda; özel sektör aktörlerinin çevresel etkilerini azaltması, sosyal sorumluluklarını yerine getirmesi ve kurumsal...
İklim Kanunu Teklifi (“Kanun Teklifi”) 20.02.2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. İklim Kanunu, Türkiye’nin iklim eylemlerini geliştirmek için hazırlanmakta olan ve mümkün olan en kısa sürede tamamlanması hedeflenen birincil mevzuat ve politika belgeleri arasında yer alır...
Sürdürülebilirlik, günümüzün ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda son zamanlarda odaklandığımız önemli bir kavramdır. Ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla ele alınan bu kavram, geniş sorumluluklar gerektirir ve kapsamlı bir işbirliği ile anlam kazanır...
Türkiye’nin uzun vadede net sıfır karbon emisyonuna ulaşma hedefi ve Cumhurbaşkanlığı yıllık programında bahsi geçen, AB düzenlemeleri ile uyumlu bir ulusal karbon fiyatlandırma mekanizmasının kurulması ve emisyon ticaret sisteminin hayata geçirilmesi hedefi doğrultusunda, Enerji Piyasası Düzenleme...
Son yıllarda, finansal tabloların uzun vadeli şirket performansının değerlendirilmesi açısından yetersiz kaldığı ve yatırımcıların artık karar verirken finansal bilgilerin yanı sıra finansal olmayan bilgilere de ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Artan finansal, sosyal ve çevresel sorunlar nedeniyle toplumlar da...
Günümüzde ticaret şirketleri amaç yönünden bir gelişim ve değişim içerisindedir. Şirketlerin asıl amacının kâr etmek olduğu kuşkusuzdur. Ancak şirketler bu amaca ulaşırken hem çevre hem de toplum üzerindeki etkilerini göz ardı etmemeli ve çevreye, gelecek kuşaklara ve topluma karşı sorumlu davranmalıdır...
Okumakta olduğunuz bu makale, Erdem & Erdem Exlibris ile çok daha sürdürülebilir bir platforma kavuşmuşken Avrupa Birliği’nin menkul kıymetler piyasaları düzenleyicisi olan Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi de (“ESMA”) sürdürülebilirliğe katkıda bulunan bir çalışma yayımladı. 2023-2028 stratejisi...
1987 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından “Ortak Geleceğimiz” (Our Common Future) başlıklı bir rapor yayımlandı. Raporda küresel çevre problemlerinin sebeplerine dikkat çekilirken sürdürülebilirlik kavramı “bugünün ihtiyaçlarının, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını...